Helicoil Kılavuzu Nedir? Toplumun Dişlileri Arasında Bir Metafor Bir sosyolog olarak, mekanik sistemleri incelerken her zaman şu soruyu kendime sorarım: “Bu teknik kavram, insan ilişkilerini anlatmak için bir metafor olabilir mi?” Helicoil kılavuzu bu anlamda dikkat çekicidir. Mekanikte, yıpranmış bir dişliyi onarmak için kullanılan bu küçük sarmal parça, toplumsal bağların onarımına dair derin bir düşünceyi de içinde taşır. Peki ya toplum, kendi Helicoil’ine sahip mi? Dişliler aşındığında, bireylerle kurumlar arasındaki bağlar gevşediğinde, bu sistemi kim onarıyor? Helicoil’in Sosyolojik Yorumu: Onarımın Dili Teknik anlamda Helicoil kılavuzu, hasar görmüş dişlerin yerine sağlam bir diş açmak için kullanılan bir ara yapıdır. Sosyolojik olarak…
Yorum BırakEnerji Dolu Anlar Yazılar
Tesebbüb Ne Demek? Farklı Zihinlerin Aynasında Bir Kavram Bazı kelimeler, sadece anlamlarıyla değil, taşıdıkları düşünsel zenginlikle de insanı çeker. “Tesebbüb” işte o kelimelerden biri. Üzerine konuşuldukça büyüyen, farklı bakışlarla daha derinleşen bir kavram. Ben de bu yazıda, “tesebbüb ne demek?” sorusuna sadece sözlük anlamıyla değil, hem erkeklerin daha analitik yaklaşımıyla hem de kadınların toplumsal ve duygusal sezgileriyle yaklaşarak bakmak istiyorum. Çünkü bazen bir kelimeye farklı gözlerle bakmak, onu yeniden keşfetmektir. Peki sizce bir olayın nedeni mi daha önemli, yoksa o nedeni doğuran niyet mi? Tesebbüb Ne Demek? Kavramın Köklerine Kısa Bir Yolculuk “Tesebbüb” Arapça kökenli bir kelimedir ve “sebep olma”,…
Yorum BırakGümüş Balığı Faydalı mı? Güç, Toplum ve İdeoloji Üzerine Siyasal Bir Okuma Bir Siyaset Bilimcinin Merceğinden: Güç, Düzen ve Semboller Bir siyaset bilimci için “Gümüş balığı faydalı mı?” sorusu yalnızca biyolojik bir merak değil, toplumsal yapının, iktidar ilişkilerinin ve ideolojik yönelimlerin incelenmesi için ilginç bir metafordur. Çünkü bir toplumda “fayda” kavramı asla tarafsız değildir. Ne “faydalı” olduğuna kim karar verir? Devlet mi, piyasa mı, yoksa bireylerin kolektif bilinci mi? Gümüş balığı, zararsız ve mütevazı doğasıyla, aslında siyasetin görünmez alanlarını anlamamız için bir sembol haline gelebilir. Balığın ekosistem içindeki faydası gibi, vatandaşın da toplumsal sistem içindeki işlevi, güç sahiplerinin kurduğu düzenle…
6 YorumKavil Hangi Dil? — Sözün Cesareti, Lafın Konforu Bu yazıyı açık bir iddiayla açıyorum: “Kavil” bir dil değildir; sözün omurgasıdır. Ve bugün, kelime dağarcığımız genişledikçe omurgamız inceliyor. Kavil hangi dil, diye sorup tartışmayı sözlü kültür–dijital kültür gerilimine sıkıştıranlara itirazım var. Mesele alfabe değil; mesele söz verip vermemek, verdiğin sözü taşıyıp taşımamak. Evet, tartışma istiyorum. Çünkü “kavil”i romantikleştirdik, sonra da hukuki metinlere havale edip hayatımızdan sürdük. “Kavil”in Kökü: Sözden Fazlası, Sözleşmeden Eksik Kökeni “söz”e uzanır; kulağa basit gelir. Ama basit değildir. Kavil, “yazılı olmayan yükümlülük”tir; el sıkıştığın anda elini sana hatırlatan görünmez bir hatırlatıcı. Bugün ise kavilin yerini “şartlar ve koşullar”…
8 YorumKelimelerin İzinde: Öğrenilmiş Davranışların Edebî Serüveni Edebiyat, insanın ruh atlasını çizen, davranışların görünmez köklerine ışık tutan bir aynadır. Bir kelimenin ağırlığı, bazen bir hayatın yönünü değiştirir; bir cümlenin yankısı, kuşaktan kuşağa taşınan bir davranış biçimini doğurur. Öğrenilmiş davranışlar sadece psikolojik bir kavram değil, aynı zamanda insanın yazgısını yazan bir edebiyat motifidir. Bir karakterin tekrarladığı jest, bir toplumun kolektif belleğinde yer eden alışkanlık, edebî metinlerde yeniden doğarak kültürel kimliğe dönüşür. Öğrenilmiş Davranış Nedir? Öğrenilmiş davranışlar, bireyin doğuştan getirmediği; gözlem, deneyim ve çevresel etkileşimlerle kazandığı tutum ve tepkilerdir. İnsan, çevresinden gördüğünü taklit eder, toplumsal normlara göre şekillenir. Ancak edebiyat bize şunu öğretir:…
8 YorumVakit Öldürmek Ne Anlama Gelir? Ekonomi Perspektifinden Bir Analiz Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Ekonomi, temelde kaynakların sınırlılığı ve bu kaynaklar üzerinde yapılacak seçimlerin sonuçları ile ilgilenir. Zaman, her birey için sınırlı bir kaynaktır ve bu nedenle nasıl kullanıldığını anlamak, yalnızca kişisel düzeyde değil, toplumsal ve ekonomik düzeyde de kritik öneme sahiptir. Her gün, insanların sahip oldukları sınırlı zamanı farklı şekillerde harcama kararlarıyla karşı karşıya kalırız. “Vakit öldürmek” kavramı, aslında bir zaman yönetimi sorusunun yanı sıra, bireysel kararların ekonomik sonuçlarına dair derin bir iç görü sunar. Bir ekonomist olarak, bu tür bir davranışın toplumsal refah, üretkenlik ve genel ekonomik verimlilik…
8 YorumKanaviçe Yapımı Kaç Saat? Zamanı İlmek İlmek Dokuyan Bir Hikâye İlmek İlmek Başlayan Bir Yolculuk Hayat bazen küçük bir iğnenin ucunda başlar… Belki bir kış akşamı, yağmurun camlara vurduğu sessiz bir odada… Belki de bir anneannenin sandığından çıkan solgun bir etamin kumaşında. İşte ben de size bugün, tam da böyle bir gecede başlamış bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Çünkü kanaviçe, sadece iplik ve kumaştan ibaret değildir; sabrın, sevginin ve zamanı unutmanın bir başka adıdır. Farklı Zihinlerin Ortak Noktası Hikâyemizin kahramanları Elif ve Mert. Elif, duygularını en küçük detaylarda bile belli eden, empatisi yüksek bir genç kadındı. İnsanlarla bağ kurmayı, hikâyeleri dinlemeyi,…
8 YorumSanal Alan Nedir? Geçmişten Günümüze Bir Bakış Giriş: Bir Tarihçinin Bakış Açısı Sanal alan kavramı, günümüzün dijital dünyasında sıkça karşımıza çıkan bir terim olsa da, kökenlerine bakıldığında aslında çok daha derin bir anlam taşır. Geçmişte insanlık, iletişim ve bilgiye erişim konusunda ne kadar sınırlıydıysa, bugünün dijital dünyasında sınırların çok daha ötesine geçmiştir. Her şeyin hızla değiştiği, küreselleşmenin arttığı, bir anda binlerce kilometre uzaktaki bir insanla bağlantı kurabildiğimiz bu dönemde, sanal alan da yalnızca bir teknolojik gelişim olarak değil, toplumsal bir dönüşümün aynası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün, sanal alanı anlamak, geçmişin toplumsal ve kültürel kırılmalarına ışık tutmak anlamına gelir. Peki, sanal…
8 YorumSahibinden Ne Kadar Ücretsiz? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektiflerinden Bir Bakış “Ücretsiz” kelimesi, günümüz toplumunda sıkça karşılaştığımız bir terim olsa da, bu kelimenin anlamı ve derinliği üzerine düşünüldüğünde, oldukça karmaşık bir hal alır. Filozoflar, antik çağlardan itibaren, “gerçekten özgür olmak” ve “özgürlük” kavramlarını sorgulamışlardır. Fakat günümüz dünyasında, bize sunulan “ücretsiz” teklifler, bir çelişkiyi de içinde barındırmaktadır. Birçok kişi, “Sahibinden” gibi platformlarda sunulan ücretsiz ilanlara ve hizmetlere ilgi gösteriyor; ancak bu “ücretsizlik” olgusu, varoluşsal, epistemolojik ve etik açıdan derinlemesine sorgulanması gereken bir konu haline gelmektedir. Peki, gerçekten “ücretsiz” bir şey var mı? Sahip olduğumuz bu ücretsiz imkanlar ne kadar gerçek? Bir…
4 YorumMaximus Decimus Meridius Gerçek Mi? Sinema Tarihinde Efsaneleşen Bir Karakter Ridley Scott’ın 2000 yapımı Gladiator filmi, izleyicilere antik Roma’nın ihtişamını ve acımasızlığını sunarken, başrol karakteri Maximus Decimus Meridius ile de hafızalarda iz bıraktı. Russell Crowe’un canlandırdığı bu karakter, Roma İmparatoru Commodus’a karşı verdiği intikam mücadelesiyle tanınır. Ancak, bu kahraman gerçek bir tarihi figür müdür, yoksa tamamen kurgusal bir yaratım mı? Maximus: Tamamen Kurgusal Bir Karakter Maximus Decimus Meridius, tarihsel kayıtlarda yer almayan bir isimdir. Filmin senaristleri, antik Roma’dan ilham alarak, bu karakteri yaratmışlardır. Ancak, Maximus’un hikâyesi, Roma tarihindeki bazı gerçek olaylardan ve figürlerden esinlenerek şekillendirilmiştir. Örneğin, Maximus’un Marcus Aurelius’un sadık…
8 Yorum